Haber
15 June 2024
· GENEL MERKEZ
YAŞAMAK İÇİN ÖRGÜTLENMEK VE DİRENMEK ZORUNDAYIZ!
15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, 54.yıl dönümünde emekçilerin örgütlü mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor.
Türkiye işçi sınıfı, örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemelere karşı fabrikalardan, tersanelerden caddelere ve meydanlara dökülmüş, emek mücadelesine altın harflerle “15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi” yazdırmışlardır.
15-16 Haziran, çalışma yaşamının ölüm, sömürü, kölelik uygulamalarına karşı insanca çalışmak ve yaşamak isteyen işçi sınıfının çığlığıdır.
15-16 Haziran Direnişini durdurmak isteyip bunda başarılı olamayanlar, bu toplumsal uyanışı 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle ortadan kaldırmak istemişlerdir. Bu darbelerle, emekçilerin örgütlenme özgürlüklerini, sendikal yapılarını ve emek hareketini geriletme hedeflenmiştir. Ancak emekçilerin üzerindeki her türlü tahribata, yasalara, yasaklara, baskılara karşı emek ve emek mücadelesi devam etmiştir.
Ülke tarihinin en büyük direnişlerinden 15-16 Haziran Direnişi, hala güncelliğini korumaktadır.
AKP iktidarı döneminde çalışma yaşamında hak kayıplar artarken özelleştirme, taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma şartları daha da artmıştır. Siyasi iktidar, emeği ve iş güvencesini yok sayan neoliberal politikaları hayata geçirerek işçi ve kamu emekçilerinin kazanımlarını yok etmiştir.
AKP iktidar olduğu yıllarda geçmişte kazandığı neredeyse tüm hakları elinden alınan işçiler, açlığa, ölüme ve örgütsüzlüğe sürüklenmiştir.
Ülkemizde yaşanan iş cinayetlerinin, maden cinayetlerinin ve katliamların en önemli nedeni özelleştirmelerdir. Bu kaza görünümlü cinayetlere babalar gibi evlatlarda kar uğruna kurban edilmektedir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre son 11 yılda Türkiye'nin 77 şehrinde 695 çocuk işçi, çalışırken hayatlarını kaybetti. 2023 yılında en az 1932 işçi, yılın ilk beş ayında en az 738 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti.
Bilindiği gibi tasarruf tedbiri adı altında kamu emekçilerinin kazanılmış hakları kısıtlanmakta, toplu sözleşme hükümleri yok sayılmaktadır. Özellikle kamuda servis hizmetlerinin kaldırılması, giyim yardımının kısıtlanması, üç sene boyunca kamuda ancak emekli olan sayısı kadar personel sınırlandırılması ve kamu emekçilerinin lojmanlarının satılacak olması gibi saldırılar had safhaya gelmiştir.
Kamu çalışanlarımızın kazanılmış hakkı olan servis hizmetlerinin kaldırılmasına karşı sendikacılığın geleceğini korumak ve toplu sözleşmenin hukuki gücünün korunmasını sağlamak adına 15-16 Haziran Direnişi önümüze ışık tutuyor.
İşçiler açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahrum bırakılmamasına ve ekonomik krizin yükünü bizlerin sırtına yıkılmaması için Türkiye işçi sınıfının ve kamu emekçilerinin ana gündemi elbette ki sermaye ve hükümetin saldırılarına karşı mücadele etmektir.
Örgütlü yapılarımızdan ve örgütlenme hakkımızdan taviz vermeden, kamu emekçileri ve işçi sınıfı ayrımı yapmadan sendikal hak ve özgürlüklere, yapılan tüm saldırılara karşı hep birlikte direnerek, omuz omuza mücadele ederek haklarımıza sahip çıkabiliriz.
Emekten ve alın terinden yana olan her kesimin, emekçiye ve işçi sınıfına yönelik saldırılara karşı, direnmekten başka çaresi yoktur.
Tüm Yerel-Sen olarak; geleceğimize, emeğimize ve memleketimize sahip çıkmak için 15-16 Haziran Direnişinin 54.yılında işçi ve kamu emekçilerini coşkuyla selamlıyoruz.
15-16 Haziran 1970 Büyük İşçi Direnişi, 54.yıl dönümünde emekçilerin örgütlü mücadelesine ışık tutmaya devam ediyor.
Türkiye işçi sınıfı, örgütlenme özgürlüğünü ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemelere karşı fabrikalardan, tersanelerden caddelere ve meydanlara dökülmüş, emek mücadelesine altın harflerle “15-16 Haziran Büyük İşçi Direnişi” yazdırmışlardır.
15-16 Haziran, çalışma yaşamının ölüm, sömürü, kölelik uygulamalarına karşı insanca çalışmak ve yaşamak isteyen işçi sınıfının çığlığıdır.
15-16 Haziran Direnişini durdurmak isteyip bunda başarılı olamayanlar, bu toplumsal uyanışı 12 Mart ve 12 Eylül darbeleriyle ortadan kaldırmak istemişlerdir. Bu darbelerle, emekçilerin örgütlenme özgürlüklerini, sendikal yapılarını ve emek hareketini geriletme hedeflenmiştir. Ancak emekçilerin üzerindeki her türlü tahribata, yasalara, yasaklara, baskılara karşı emek ve emek mücadelesi devam etmiştir.
Ülke tarihinin en büyük direnişlerinden 15-16 Haziran Direnişi, hala güncelliğini korumaktadır.
AKP iktidarı döneminde çalışma yaşamında hak kayıplar artarken özelleştirme, taşeronlaştırma, güvencesiz çalıştırma şartları daha da artmıştır. Siyasi iktidar, emeği ve iş güvencesini yok sayan neoliberal politikaları hayata geçirerek işçi ve kamu emekçilerinin kazanımlarını yok etmiştir.
AKP iktidar olduğu yıllarda geçmişte kazandığı neredeyse tüm hakları elinden alınan işçiler, açlığa, ölüme ve örgütsüzlüğe sürüklenmiştir.
Ülkemizde yaşanan iş cinayetlerinin, maden cinayetlerinin ve katliamların en önemli nedeni özelleştirmelerdir. Bu kaza görünümlü cinayetlere babalar gibi evlatlarda kar uğruna kurban edilmektedir.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi’nin (İSİG) raporuna göre son 11 yılda Türkiye'nin 77 şehrinde 695 çocuk işçi, çalışırken hayatlarını kaybetti. 2023 yılında en az 1932 işçi, yılın ilk beş ayında en az 738 işçi iş cinayetinde hayatını kaybetti.
Bilindiği gibi tasarruf tedbiri adı altında kamu emekçilerinin kazanılmış hakları kısıtlanmakta, toplu sözleşme hükümleri yok sayılmaktadır. Özellikle kamuda servis hizmetlerinin kaldırılması, giyim yardımının kısıtlanması, üç sene boyunca kamuda ancak emekli olan sayısı kadar personel sınırlandırılması ve kamu emekçilerinin lojmanlarının satılacak olması gibi saldırılar had safhaya gelmiştir.
Kamu çalışanlarımızın kazanılmış hakkı olan servis hizmetlerinin kaldırılmasına karşı sendikacılığın geleceğini korumak ve toplu sözleşmenin hukuki gücünün korunmasını sağlamak adına 15-16 Haziran Direnişi önümüze ışık tutuyor.
İşçiler açlık ve yoksulluk sınırı altında yaşamaya mahrum bırakılmamasına ve ekonomik krizin yükünü bizlerin sırtına yıkılmaması için Türkiye işçi sınıfının ve kamu emekçilerinin ana gündemi elbette ki sermaye ve hükümetin saldırılarına karşı mücadele etmektir.
Örgütlü yapılarımızdan ve örgütlenme hakkımızdan taviz vermeden, kamu emekçileri ve işçi sınıfı ayrımı yapmadan sendikal hak ve özgürlüklere, yapılan tüm saldırılara karşı hep birlikte direnerek, omuz omuza mücadele ederek haklarımıza sahip çıkabiliriz.
Emekten ve alın terinden yana olan her kesimin, emekçiye ve işçi sınıfına yönelik saldırılara karşı, direnmekten başka çaresi yoktur.
Tüm Yerel-Sen olarak; geleceğimize, emeğimize ve memleketimize sahip çıkmak için 15-16 Haziran Direnişinin 54.yılında işçi ve kamu emekçilerini coşkuyla selamlıyoruz.
MERKEZ YÖNETİM KURULU