Haber
Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü
"Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Gününde Tüm Yerel-Sen olarak yurdun dört bir yanında basın açıklamaları ve etkinlikler yaptık.
rn"Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Gününde Tüm Yerel-Sen olarak yurdun dört bir yanında eşzamanlı olarak basın açıklamaları ve etkinlikler yaptık.
rnADANA;
rnhttp://www.milliyet.com.tr/kadin-cinayetlerinde-artis-adana-yerelhaber-491081/
rnhttp://www.bultenadana.com/kadinlar-ozgurlesmeden-toplum-ozgurlesemez/
rnMUĞLA;
rnhttp://www.mugladevrim.com.tr/index.php/47-15-haber/526-tum-yerel-sen-kadina-siddetin-tablosunu-acikladi
rnİZMİR
rnhttp://yeniekonomigazetesi.com.tr/kadina-siddete-gelinlikli-ve-kefenli-protesto
rnhttp://egeninsesi.com/174903-oldurulen_kadinlari_kefen_giyerek_protesto_etti
rn25 Kasım 1960'ta Dominik Cumhuriyeti'ndeki diktatörlüğe karşı mücadele eden üç kadının (Mirabel Kardeşler) diktatörlüğün askerleri tarafından tecavüz edildikten sonra vahşi bir şekilde öldürülmesinin ardından, 1981'de Dominik'te toplanan Latin Amerika Kadın kurultayında; 25 Kasım, "Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadele Ve Uluslararası Dayanışma Günü" olarak kabul edilir. Daha sonra 1985 yılında, BM tarafından "25 Kasım, kadına yönelik şiddetin yok edilmesi için uluslararası mücadele" günü ilan edilir.
rn1981 den bu yana her 25 Kasımda; dünyanın dört bir köşesinden kadınlar, efsaneleşen bu üç kadını, çeşitli etkinliklerle anıyor ve kadına yönelik şiddet konusunun yeniden gündeme gelmesini sağlayarak, toplumsal cinsiyet eşitsizliğine, ayrımcılığa, ataerkil toplumsal şiddete, aile içi şiddete, savaşa, ırkçılığa ve milliyetçiliğe, karşı; kadın dayanışmasını örüyor, seslerini yükseltiyorlar.
rnDeğerli Halkımız,
rnToplumsal cinsiyet eşitliği, toplumun temel taşıdır. Bu da kadın ve erkeklerin, yaşamın her alanında eşit fırsatlara, eşit hak ve yükümlülüklere sahip oldukları anlamına gelmektedir. Kadın ve erkeklerin çalışarak geçimlerini sağlayabilmeleri, meslek ile aile hayatlarını bir arada yürütebilmeleri ve bir ilişki içinde yaşayan kadınların şiddete maruz kalma gibi endişeleri olmaması demektir. Her şeyin eşitçe paylaşıldığı kadın ve erkeklerden oluşan sınıfsız bir toplumda, her şey daha adil ve demokratik olacaktır. İyi gelişmiş bir refah sistemi ise iki cinsiyetin iş ve aile hayatı arasındaki dengeyi sağlayacaktır ve kadınlar çifte sömürüye, şiddete, öldürülmeye maruz kalmayacaktır.
rnAma ne yazık ki ülkemiz için bunlardan söz etmek mümkün değil. Kadın cinayetlerinde son 12 yılda büyük artışlar oldu. Kadına yönelik şiddet yüzde 1400 arttı. 2002 yılında 66 kadın öldürülürken, 2009 yılında bu sayı 1126’ya yükselerek, % 1400’lük bir artışla rekor sayıya yükseldi.
rnÖldürülen bu kadınların katilleri ise, ya kocaları, ya babaları ya da sevgilileri oldu. Bunlardan yargılananların ise ancak 3'te biri cezalandırıldı. Cezalandırılan faillerin hemen tamamı ise ‘'haksız tahrik'' indiriminden yararlanarak hafif cezalar aldılar.
rnSınıflı toplumlar var olduğu sürece de kadının ezilmesi ve sömürülmesi artarak devam edecek ne yazık ki. İçinde yaşadığımız Ataerkil toplumun bakış açısına bir de şeriatçı bakış açısı eklenince, kadının ikinci sınıf insan olarak görülmesi, çifte sömürüye tabi tutulması, bir meta gibi alınıp satılması da artarak devam edecek ve bu korkunç tabloya her gün yeni kadın ölümleri de eklenecek ne yazık ki.
rnEkonomik şiddet, kadın cinayetlerinin ve kadına şiddetin en önemli nedenlerinden biridir. Yine, kültürel ve siyasal koşullar, şiddeti meşrulaştıran zihinsel altyapıyı da şiddeti artıran sebepler olarak sıralayabiliriz.
rnYapılan araştırmalarda, öldürülen kadınların katillerinin çoğunlukla aile üyelerinden birisinin olması dikkat çekicidir. Yine bu cinayeti işleyen eş ya da babanın durumunu irdelediğimizde bunun altında o kişinin işsiz olması ve bu nedenle bunalıma girmiş olmasının yattığını görebiliyoruz. Ya da çok düşük ücretlerle çalışan bir işçi olduğunu, ailesini geçindirmekte çok zorlandığını, patronuna yöneltemediği öfkesini eşine ya da çocuklarına yönelttiğini vb. nedenleri baş sebep olarak sayabiliriz.
rnYine kadın cinayetlerinin önemli bir nedeni de namus anlayışının, kadınlara indirgenmiş olmasıdır. Buna özellikle ülkemizin doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde sıkça rastlamaktayız. Yine ülkemizin kanayan yarası olan çocuk gelinler, önce bireyi, daha sonra tüm toplumu etkileyecek yıkıcı sonuçlar doğuruyor. Anne-çocuk ölümleri, üreme sağlığına yönelik sorunlar, eğitim eksikliği, kadına yönelik şiddet ve istismarı vb. gelin çocukların toplumumuzda yarattığı olumsuz bazı nedenler olarak sayabiliriz.
rnKadın cinayetlerinin her geçen gün daha da artmasının önüne geçmek için yapılan yasal değişiklikler ve koruyucu-önleyici tedbirler ne yazık ki göstermelik olmaktan öteye geçmemiştir.
rnDeğerli Halkımız,
rnKadın sorununu gerçek anlamda çözmek ve kadına uygulanan bu insanlık dışı duruma son vermek için;
rn-Yapılması gereken koruyucu-önleyici çalışmaların yanında sorunun ekonomik nedenlerini ortadan kaldıracak şekilde toplumsal refahın gelişmesini sağlayacak sosyal politikalara ağırlık verilmelidir.
rn-Kadını bunaltan, aptallaştıran ve evin kölesi haline getiren ev işlerinden uzaklaşması ve üretime katılması sağlanmalıdır
rn-Kadınların mücadele içerisinde tam olarak yer almaları sağlanmalıdır.
rn-Kadının evinden dışarı adım atması, sosyal üretim içinde ve hayatın her alanında en aktif biçimde yerini alması sağlanmalıdır.
rn-En önemlisi de kadının ekonomik bağımsızlığını kazanması ve ayaklarının üzerinde durması sağlanmalıdır.
rn-Kadının, ekonomik hayatta da, siyasi ve günlük hayatta da erkeğe eşdeğer bir görev alması sağlanmalıdır. Yani ekonomik hayatta erkeğin hâkimiyetine son verilmelidir. Kadınla erkek eşitlenmelidir.
rn-Kadınların, sendikalarda, siyasi partilerde, derneklerde, kooperatiflerde örgütlenmesini ve çalışmalara aktif bir şekilde katılması sağlanmalıdır. Çünkü tek başına hiçbir şey yapamayız. Bilmeliyiz ki “Örgütsüz Halk Köle Halktır”.
rnrn
Değerli Halkımız,
rnKadın ve erkek omuz omuza örgütlendiğimiz takdirde saldırıları püskürtebilir insanca, eşit ve özgür yaşayabileceğimiz sınıfsız bir dünya yaratabiliriz. Unutmayalım ki her şeyden önce insanlığın dolayısıyla kadının ezilmesi sömürülmesi kapitalist düzenden kaynaklanıyor. Kapitalist düzen kadın-erkek demeden eziyor ve sömürüyor. Bu bilinçle de bulunduğumuz her alanda kadın ve erkek el ele omuz omuza mücadele etmeliyiz. Gerçek Kurtuluşumuz için, dünyanın yarısı olan biz kadınların diğer yarısı olan erkeklerle beraber hayatın her alanında örgütlenmesi ve ortak mücadeleyi yükseltmesi gerekmektedir.
rnBu sağlandığı takdirde, kadınlarımızın kafaları en çağdaş bilimle, demokratik ve laik kültürle donatılacak, sosyal hayatın her alanında aktif bir biçimde çalışmak isteyecek ve toplumda hak ettikleri yeri alacaklardır. Tabiî bu iş siyaset yapmayı da kendiliğinden içerir. Doğaldır ki bu alanda da erkeklerle yarışacaklar. Böylelikle kurtarılmayı, yardım edilmeyi bekleyen ve uman; zayıf, güvensiz insanlar olmaktan çıkacaktır.
rnTüm Yerel-Sen olarak; Kadınlarımızın bu duruma yükseltilmesi için ne gerekiyorsa duraksamadan, kararlıca yapacağız.
rnKADINIZ HAKLIYIZ KAZANACAĞIZ!
rnKADIN ERKEK EL ELE ÖRGÜTLÜ MÜCADELEYE!
rnrn
rn
TÜM YEREL-SEN
rn