BÖLGEMİZDE NELER OLUYOR?
rnABD Dışişleri Bakanı John Kerry’nin Türkiye’ye yaptığı ziyaretler sonrası yaptığı açıklamalar ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ABD ziyareti sonrası yüz seksen derece değişen konuşmalarına bakınca savaş tamtamları çalındığını ve Türkiye’nin bu savaşın cephe hattına sürülmek istediği anlaşılıyor.
rnBu açıdan Birleşik Kamu İş olarak 2 Ekim’de TBMM’de görüşülecek olan tezkere konusunda dikkatlı ve duyarlı olmak zorundayız. Bu tezkereler 2003 yılında TBMM’de reddedilen ve “1 Mart Tezkeresi” olarak anılan tezkere kadar bölge ve ülkemizin geleceği için yaşamsal önemdedir.
rnIŞİD’ın Suriye ve Irak’ta Alevi ve Şiilere, Araplara, Türkmenlere, Ezidilere ve Kürtlere karşı dünyanın gözü önünde giriştiği saldırı ve katliamlar büyük boyutlara ulaştı.
rnBu saldırıların durdurulması için demokrasi ve insan hakları konusunda duyarlı ilerici-devrimci bütün emekçi kesimler mücadele etmeli. Ancak bunu yapabilmek için bölgemizde meydana gelen gelişmelerin uluslararası boyutunu da görmeli ve bu bütünlüklü değerlendirmeye göre tavır almalıdır.
rnÖncelikle ABD emperyalizminin, on-onbeş yıldır gerçekleştirmeye çalıştığı -kısmen de mesafe aldığı- GBOP’ni (Genişletilmiş Büyük Ortadoğu Projesi) bu son krizi de bahane ederek yeniden ele almayı ve ilerletmeyi amaçladığını görüyoruz.
rnEmperyalist blokun, Suriye yönetimine ve Irak’ta Maliki’ye karşı destekledikleri IŞİD’in Irak’ta ve Suriye’de GBOP’un normal ilerleyişini bozacak sonuçlar yaratmaya başlaması ve özellikle de petrol kuyularını ele geçirmesi üzerine uluslararası emperyal amaçlı büyük bir koalisyon kurmaya başladılar.
rnABD’nin başını çektiği bu koalisyon son haftalarda bölgede yaşanan sorunları bu politikanın pratiğe geçirilmesi için kullanmak istemektedir.
rnTEZKERE”LERE NEDEN GEREK DUYULUYOR?
rnABD emperyalizmi, bölgede cereyan eden katliamları, saldırıları, göçleri, ölümleri, insan haklarıgirişimlerini koalisyon çalışmalarını, silahlandırma faaliyetlerini yaptığı planlar doğrultusunda şekillendirmeye ve yönetmeye çalışmaktadır.
rnIrak ve Suriye’deki gelişmeler bahanesiyle, Batı’da koparılan velvelenin ardında yatan asıl neden budur.
rnMadem insan hakları ve barış için saldıracaklar, emperyalist Irak işgali ve Suriye’de iç savaş çıkarılması sonucu doğan bu kanlı iç savaşlarda çoğu ülkemize göç etmek zorunda kalan yüz binlerce bebek ve çocuğun sağlık, eğitim gibi insani hakları konusunda tek bir toplantı yapmamakta, tek bir sent bile niçin harcamamaktadırlar!
rnOnların derdi IŞİD’in saldırılarını bahane ederek bölgeyi on yıllarca kana bulayacak planlarını uygulamaya sokulmasına ortam hazırlamaktadır.
rnİşin özeti, kurulacak emperyalist Koalisyon ile bölge GBOP doğrultusunda şekillendirilecektir.
rnBu emperyalist Koalisyon, Birinci Paylaşım Savaşından sonra bölünen Ortadoğu’yu iki-üç kat daha fazla bölmeyi hedeflemektedir. Parçalanmış olan Suriye ve Irak’ın her biri üçe bölünerek ve bunların bazılarını kendi aralarında birleştirerek ilk elde dört yeni devlet ortaya çıkarılacaktır.
rnTÜRKİYE’NİN GELENEKSEL ORTADOĞU POLİTİKASI
rnGörüldüğü üzere Ortadoğu’nun şanına yakışacak biçimde oyun içinde oyun vardır. Türkiye Cumhuriyeti büyük bir emperyalist savaş sonucu yaşanmış fiili işgale karşı kuruldu. Kurucu kadrolar Arap çöllerinden Balkan dağlarına kadar her yerde savaşırken emperyalistlerin gerçek yüzünü de tanıma olanağı bulmuşlardı.
rnBunun için Ortadoğu konusunda yaşadıkları deneyimlerle çok dikkatli davranmışlardır.
rnTürkiye’nin geleneksel politikası işte oldukça pahalı bu deneyim sonucu “Ortadoğu’da ülkelerin iç işlerine asla karışmama” olarak belirlenmiştir.
rnEğer bugün ülkemiz savaşa sürükleniyorsa, bu geleneksel deneyimi yok sayan “Osmanlıcılık”, yeni imparatorluk söylemleriyle emperyalizmin yönlendirmesi altında,on yıldır ibretle izlediğimiz politikaların geldiği en son noktadır.
rnAlavere dalavere Türkler cepheye kararına hayır diyoruz.
rnÜlkeyi bölme hevesindeki PKK’nin emperyalist cepheyle ittifakı, Batı kamuoyunda Türkiye için IŞİD’e destek veren terörist ülke söylemlerinin arttığı dikkate alındığında böyle bir savaştan nasıl çıkacağımız belli değildir.
rnDeğil bu savaşa fiili olarak katılmak, İncirlik üssünün kullandırılması bile cinayetle eşdeğerdir.
rnEmperyalistlerle savaşa giren ve savaş sonucu topraklarının yarısını kaybeden Osmanlı örneği önümüzdedir.
rnSavaş tamtamlarının çaldığı bu karanlık günlerde, Birleşik Kamu İş olarak “Tezkere” konusunda TBMM üyelerini ve halkımızı dikkatli olmaya çağırıyoruz.
rnBilinmelidir ki emekçilerin emperyalist savaşa gönderecek çocukları yoktur. Mecliste tezkereye evet diyecek vekiller kendi çocuklarını cepheye göndereceklerse evet desinler; halkın çocukları üzerinden emperyalist savaşa destek olanları tarih affetmeyecektir.
rnAtatürk’ün yurtta barış dünyada barış ilkesi esas alınmalı, emperyalizmin maşası konumuna ülke sürüklenmemelidir. Bu savaş emekçilerin ve halkımızın yararına değildir.
rnBu nedenle, Tüm Yerel-Sen ve Birleşik Kamu-İş olarak "Emperyalist savaşa hayır!" diyoruz.
rn