Haber
12 EYLÜL EMEKÇİLERİN FELAKETİ OLMUŞTUR...HESABI SORULACAKTIR...
Cumhuriyetin 6 önemli ilkesinden biri olan Devletçiliği rafa kaldırarak,Ülkemizi Serbest Pazar Ekonomisi ile Kapütülasyonlara götüren süreç; 12 Eylül 1980’de Türk Silahlı Kuvvetleri’nin “sivil yönetim”e müdahale etmesiyle başlamış, Gümrük birliği ileYabancılara ayrıcalıklar sağlanmış, bunların sonucu ihracat ithalat dengesi sağlanamadığından cari açık sürekli artmış,cari açığı kapatmak için de borçlanma yoluna gidilmiştir. Bu borçlar ödenemeyecek seviyelere geldiğinde ise oluşturulan her krizde ABD ve AB torbasından bir yasa çıkarıp TBMM ye dayatmış,her seferinde de istediğini almıştır. Çünkü hepimizin çok iyi bildiği gibi, Emperyalistlerin ve Feodal beylerin önemli bir kuralı vardır “Borç alan emir alır.”
rn12 Eylül sonrası süreçte Ülkemiz sürekli borçlandırılmış, katmadeğer yaratamayacak bir çok proje bu borçlarla gerçekleştirilmiştir. Bu borçlar ödenemeyecek seviyelere ulaştıkça özelleştirme olmazsa olmaz demeye başlanmış, İşçiler çalışmıyor, devlet kitleri yönetemiyor, gibi uydurma söylemlerle vahşi kapitalizmin altyapısı hazırlanmış,Cumhuriyetin kuruluş ilkelerinden birisi olan Devletçilik ilkesinden (Anayasamız dikkate alınmadan) vazgeçilmiştir. Halkın vergileriyle yaratılan KİT’ler devletin sırtına kambur gibi gösterilerek, Cumhuriyetin yarattığı eserler tek tek satılmıştır.Satışların çok büyük ve önemli kısmı yabancı şirketlereyok pahasına peşkeş çekilmiştir. Esas can alıcı soru burasıdır? Neden yabancılara satıldı? Hisse senedine dönüştürerek küçük parçalar halinde kendi halkımıza satmış olsaydık bugün Bankalarımız, Fabrikalarımız, madenlerimiz, telekom hala bizimdi. Telekom bire bin verecekti ve kalkınan Türkiye olacaktı.
rnİngiltere’de ve Fransa’da yapılan özelleştirilmeleri inceleyiniz, hiçbir stratejik kurum yabancılara satılmamıştır. Biz ise aldığımız emirleri harfiyen uyguladık. Her şeyimizi sattık, fakat borçlarımız yinede azalmadı katlanarak arttı!
rnDışborçları ödeyemediğimiz her krizde, krizi aşmak için parayla birlikte emir aldığımız da artık herkesçe görülmektedir.Amerika’da yaşayan bir vatandaş, Amerika’nın talimatıylaTürkiye’ye getirilip bakan yapıldı. Kimse olumlu bakmadığıhalde ve Milletvekillerinin yasaları incelemeye dahi fırsatları olmadığı halde, ne olduğunu bile anlamadıkları yasaları çıkarttılar. 15 günde 15 yasa TBMM den geçti! İkiz yasalar, Petrol yasası, maden yasası gibi yasalarla yabancılara inanılmaz imtiyazlar sağlandı! Bu imtiyazların hepsi Lozanda İsmet İnönü tarafından kabul görmedigi için, Lord Curzon ‘un cebine koyduklarından başka bir şey degildi.
rnSonuç olarak 12 Eylül müdahalesiyle başlayan uygulamalar, Türkiye ekonomisinin çökertildiği, ardından Türkiye siyasetinin de emir altına sokulduğu bir süreci hazırlamıştır.
rn12 Eylülle beraber, birçok siyasi parti lideri gözaltına alınmış, çok sayıda Atatürkçü aydın ve düşünür suçsuz yere hapse atılmış, bir bundan, bir şundan deyip, gencecik bedenler yargısız idama sürüklenmiştir. Atatürk’ün büyük bir özveriyle kurduğu Cumhuriyet Halk Partisi, Türk Dil Kurumu ve Tarih Kurumu gibi çok sayıda kurum kapatılmıştır. Halkın yönetimde sözsahibi olması engellenmiş; işçi ve memur örgütleri gibi hertürlü toplumsal örgütlenme baskı altına alınarak bilinç düzeyleri sıfırlanmıştır. PKK terörü yaratılmış,desteklenerek ülkeyi bölme aşamasına getirmesi sağlanmıştır.Bugün Milletin birliği, Vatanın bütünlüğü tehlike altına girmiştir.
rn12 Eylül`ün üzerinden 34 yıl geçmiş olmasına rağmen ülkemiz hala darbe yasalarıyla yönetilmekte, Anayasa’dan çalışma yasalarına kadar birçok alanda 12 Eylül’ün antidemokratik hükümleri bugün de varlığını ve etkisini sürdürmektedir. Temel hak ve özgürlüklerden düşünce ve örgütlenme özgürlüğüne, siyasi partiler yasasından, seçim yasalarına kadar 12 Eylül zihniyeti egemenliğini her alanda sürdürmektedir.
rn12 Eylül’ün oluşturduğu korku düzeninin izleri günümüzde mevcut siyasi iktidar döneminde sürdürülmektedir. 12 Eylül`ün hedeflediği “tek tip insan” oluşturma girişimleri, bizzat AKP iktidarı eliyle adım adım hayata geçirilmektedir.
rn12 Eylül Darbesi’nin Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersini Anayasada zorunlu hale getirilmesiyle AKP gibi partilere ortam hazırlanmıştır. 12 Eylül’ün getirdiği siyasi ortamdan beslenen AKP’nin, 4+4+4 yasasıyla eğitimi gericileştirmek için attığı adımların en önemlilerinden biri de birçok din temelli seçmeli dersin, ders çizelgelerine yerleştirilmesi olmuştur. Bu derslerle birlikte birçok okul, imam hatip okullarına dönüştürülerek, tekrar mektep-medrese ikilemi yaratılmıştır. Böylece Öğretim Birliği Yasası rafa kaldırılarak, Cumhuriyet devrimleriyle hesaplaşmaya hız verilmiştir.
rnDiktatörlük sevdası içinde olanlar, 12 Eylül darbesi ile Türkiye’yi emperyalizmin “ileri karakolu” haline getirmek isteyenleri bile gölgede bırakarak, ülkeyi emperyalizmin taşeronu haline getirmiş, komşularıyla savaşa sürüklemekten çekinmemiştir.
rnTüm bunlar 12 Eylül müdahalesinin sonuçlarıdır.12 Eylül’ün arkasındaki karanlık güçler nihayet hedefine ulaşmıştır. Bu karanlık gücün ABD ve AB olduğu açıkça ortadadır. ABD ve AB hukuk tanımaz bir şekilde, sömüreceği ülkeleri içerden yıkmakta ve yıkımın üstüne oturmaktadır.12 Eylül sürecinin yerli işbirlikçileri, karanlık güçlerin emirlerini bugün de uygulamakta ve karşılığında devletin tüm imkanlarından faydalanmaktadırlar.
rnEşkıya devletlere, eşbaşkanlık yapanlar, valizini taşıyanlar, mazlum milletlerin bombalanmasına destek verenler, bu politikaları sürdürenler Unutmasınlar ki;
rnBu millet 19. yüzyılın başlarında, Mustafa Kemal Önderliğinde aynı Eşkıya devletlere büyük bir tokat atmış ve mazlum milletlere önderlik etmiştir. 12 Eylül’ü yapanlarda, yerli yabancı işbirlikçileri de, aynı politikaları devam edenler de bilsinlerki, işçiye,memura, köylüye ve alt gelir grubunda emeği -alınteri ile çalışan bu millete yaptıklarının hesabı yine bu millet tarafından mutlaka sorulacaktır.
rnhttp://www.youtube.com/watch?v=knhy3BJ6S9Y