Yükleniyor

Haber

GEZİ İSYANININ ATEŞİ BİR YILDIR YANMAYA DEVAM EDİYOR

30 May 2014 · GENEL MERKEZ

Siyasi iktidarın, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları sonucu oluşan bu katliama, demokratik tepkisini koymak isteyen işçilere, emekçilere, acılı ailelere, yaralı kurtulan işçilere bile AKP iktidarı yine tahammül edemedi, azgın bir şekilde...

rn

GEZİ İSYANININ ATEŞİ BİR YILDIR YANMAYA DEVAM EDİYOR 

rn

Taksim Yayalaştırma Projesi çerçevesinde, İstanbul Büyükşehir Belediyesi tarafından, imar izni olmadan, Topçu Kışlası’nı yeniden inşa etmek istenmesine karşı, halkın kendiliğinden “artık yeter” diyerek başlattığı ve tüm ülkeye yayılan “Gezi Direnişi” isyanı, mücadele tarihimizdeki şanlı yerini almıştır.

rn

Siyasi İktidarın dediği gibi bu isyan “üç beş ağacın kesilmesine karşı” başlayan bir isyan değildi. Bu isyan; Ortaçağcı gericiliğe başkaldırı yani Türkiye’nin bir din devletine dönüştürülmesine isyandır. Yani siyasal İslam’ın projelerine başkaldırıdır.   

rn

Bu isyan; AKP’nin, Mustafa Kemal’e, Laikliğe ve Ulusal Kurtuluş’a on yıllardır yaptığı saldırıya karşı, halkımızın yarattığı tepki ve öfkedir. Halkımızın tepkisini oluşturan önemli sebeplerden ikisi bunlardır.

rn

Bu isyan; Türkiye’nin Yeni Sevr’e adım adım götürülüşüne, ABD’nin Büyük Ortadoğu Projesi’ne karşı halkımızın duyduğu tepkidir. Yani bunun bir parçası olarak Irak’ta emperyalistlerle beraber Irak’ın bombalanmasını, işgal edilmesini, milyonlarca insanın katledilmesini ve on binlerce Müslüman kadının ırzına geçilmesini savunan AKP’ye karşı halkın duyduğu tepkidir.

rn

Bu isyan; Doğa katliamına karşı başlatılan bir isyandır. Yine HES’lerle Karadeniz’in tüm doğal yapısını bozmalarına, maden alanlarıyla Ege’nin ve Akdeniz’in doğal yapısını ormanlarını, akarsularını imha etmelerine karşı isyandır.

rn

Bu isyan; İşçinin, köylünün, memurun azarlanmasına ve anasına varıncaya kadar dil uzatılmasına, işsizliğe, yoksulluğa, hırsızlığa karşı bir isyandır.

rn

Bu isyan; Kuvayimilliye yadigârı tüm kamu kurumlarının, ormanların, şehirlerin, yolların, köprülerin bildiğimiz gibi her şeyin bir bir satılmasına, karşı isyandır. Onlar için her şey satılıktır. Satılık olmayan hiçbir şey yoktur. Çünkü onların sloganı; satalım, vuralım, küp dolduralım ve iktidarda kalabilmek için de ihanet edelimdir.

rn

Bu İsyan;  “İmralı çözüm süreci” denilen Kürt Sorunu’nun emperyalist çözümüne karşı halkımızın duyduğu bir tepkidir. Çünkü halkımız bu sürecin, BOP sürecinin bir parçası olduğunu biliyor. Açıkça BOP amacına yönelik olduğunu ve BOP haritasına doğru Türkiye’nin götürüldüğünü biliyor ve o yüzden de buna tepki gösteriyor.

rn

Bu isyan 15-16 Haziran İşçi eylemlerinden sonra yapılan en kapsamlı eylemdir. Yalnız bu eylemden bir farkı, 28 Mayıs’ta Taksim’de yakılan bu isyan ateşi tüm ülkeye yayıldı ve üzerinden bir yıl geçmesine rağmen yanmaya devam ediyor. Yine bu eylemler, Gezi Parkı eylemleri sırasında ekmek almak için evden çıktığı sırada, polisin attığı gaz fişeği ile başından vurulan ve 269 gün yaşam mücadelesi verdikten sonra 11 Mart sabahı, bedenen aramızdan ayrılan Berkin Elvan ile doruk noktasına ulaştı. Berkin Elvan’ında dahil olduğu 8 vatandaşımızı, devletin kullandığı orantısız güç sonucu ebediyete uğurladık.

rn

İçişleri Bakanlığının açıklamasına göre; Bayburt ve Bingöl dışında 79 ilde düzenlenen eylemlere 2,5 milyon kişi katılmış, bundan daha fazla kişi de sosyal ağlar aracılığıyla tepkilerini göstermişlerdir. Yine bu olaylar sonucunda 8163 kişi de yaralanmıştır.

rn

En son da, 13 Mayıs günü Soma maden katliamında resmi açıklamalara göre 301 işçinin ölmesi ile bu tepkiler artık sınırları aştı, tüm dünya bizimle birlikte alanlara çıktı ve tepki gösterdi.

rn

Siyasi iktidarın, özelleştirme ve taşeronlaştırma politikaları sonucu oluşan bu katliama, demokratik tepkisini koymak isteyen işçilere, emekçilere, acılı ailelere, yaralı kurtulan işçilere bile AKP iktidarı yine tahammül edemedi, azgın bir şekilde saldırdı. Hatta Başbakan işi o kadar ileriye götür ki, kendisini protesto eden bir Somalı vatandaşı yumrukladı.

rn

Tam da Cumhurbaşkanlığına hazırlandığı bir dönemde yaşanan bu katliamdan kaçacak deliği kalmayan Tayyip Erdoğan ve iktidarı, hızlı bir şekilde halkımızı, Alevi-Sünni çatışması içerisine çekerek gündemi değiştirme çabasına girmişlerdir. 22 Mayıs günü, İstanbul Okmeydanı Cem Evi önünde bir cenaze için gelen, 30 yaşındaki Uğur Kurt, gerçek mermi kullanılarak katledilmiştir.

rn

Gezi Direnişinin birinci yıldönümünde geriye dönüp baktığımızda, bir yıldır verilen bu kararlı mücadeleye karşı, halkın biraz daha bilinçlenmesi ve politikleşmesi dışında bir sonuç alabildik mi? Ne yazık ki hayır. Çünkü yazımın başında da söylediğim gibi bu kendiliğinden başlayan bir halk hareketi idi. O yüzden de plansız ve örgütsüzdü. Bu eylemlerin öncülüğünü yapması gereken siyasi partiler, sendikalar ve diğer demokratik kitle örgütleri her zamanki gibi yine hazırlıksız yakalandı. Bir de ülkemizde sol ortamın dağınıklığı ve örgütsüzlüğünü katınca, tamamen bu eylemlerin ancak peşinden sürüklendiler. Bu tepkileri doğru bir şekilde örgütleyip, güçlü bir isyana dönüştüremediler.

rn

Buradan tüm demokrasi güçlerine sesleniyorum, “bundan sonraki tüm gücümüzü, enerjimizi, faşizme karşı birleşmeye ve halkımızı örgütlemeye” harcayalım. Ancak o zaman yıkılmayacak sanılan bu zulüm düzeni mutlaka yıkılacak ve o zaman ülkemiz insanları eşit ve özgür bir şekilde yaşayacağı günlere kavuşacaktır.

rn

Yine ancak o zaman, demokrasi mücadelemizde, Gezi Direnişimizde ve Soma Katliamında kaybettiğimiz şehitlerimiz de uyudukları yerde huzura kavuşacaklardır.

rn

SEMRA PEKTOPAL

rn