Yükleniyor
Genel Merkez

Haber

CUMHURİYETİMİZİN 94.YILI KUTLU OLSUN...

30 October 2017 · MUĞLA ŞUBE

Yüce Atatürk'ün önderliğinde kurulan Cumhuriyet'in 94. yıldönümünü, Ulusça coşkuyla kutladığımız bu günde, saygılarımı ve en iyi dileklerimi sunuyorum.
Yüce Önderimizin nitelemesiyle bu "en büyük bayramımızda" geçmişimizle gurur duyuyor, yarınlara güvenle bakıyoruz. Bu anlamlı günde, Ulusumuzun uygar dünyada hak ettiği yeri almasını sağlayan Cumhuriyet'e, Atatürk gibi insanlığın övgüsünü ve sevgisini kazanan büyük bir Önder'e, bağımsız bir yurda, ülkesini gönülden seven kuşaklara sahip olmanın kıvancını yaşıyoruz. 
Cumhuriyet, korumamız ve ödün vermeden yaşatmamız gereken en değerli varlığımızdır. 
Bunun bilinciyle, bizlere parlak bir gelecek, onurlu bir yaşam, tam bağımsız, çağdaş ve ulusal bir devlet armağan edenlere sonsuz minnet duyuyoruz. 
Cumhuriyetimizin kurucusu, Ölümsüz Önderimiz Atatürk'ü, silâh arkadaşlarını, kahraman şehitlerimizi ve gazilerimizi gönül borcu ve saygıyla anıyoruz.

Ulusumuzun ve Ordumuzun Atatürk'ün çevresinde kenetlenmesiyle yürütülen Kurtuluş Savaşı'nın zaferle sonuçlanması ve ardından ülkemizi karanlıktan kurtararak aydınlığa çıkaran Cumhuriyet'in kurulması tarihin ender kaydettiği bir başarıdır. Kurtuluş Savaşı, Ulusumuzun varolma savaşımı, Cumhuriyet ise, yeniden dirilişin simgesidir. Türkiye, Kurtuluş Savaşı'yla düşmandan, Cumhuriyet'le çağdışılıktan kurtulmuştur. 
Türk Ulusu'nun özlemlerini, inandığı değerleri, toplumsal dinamiklerini çok iyi bilen Yüce Önder, tam bağımsızlık ve ulusal egemenlik gibi ilkelerin yaşama geçirilmesinin, ancak Cumhuriyet rejimi ile olanaklı kılınabileceğini görmüş;"Türk Ulusu'nun doğasına ve geleneklerine en uygun yönetim biçimi" olduğu için Cumhuriyet'i seçmiştir. 
Cumhuriyet, bağımsızlığından ödün vermeyen, dayatmalara boyun eğmeyen, Atatürk öncülüğünde yurduna ve egemenliğine sahip çıkan, O'nun ilke ve devrimlerini gönülden benimseyen Ulusumuzun soylu kişilik özelliklerinin bir yansımasıdır. Bu yönüyle Cumhuriyet, ulusal onurumuzun bayraklaşan simgesi, büyük Türk Devrimi'nin adıdır. 
Cumhuriyet, ümmetçilik yerine ulusçuluğu, kulluk yerine yurttaşlığı, kişi iktidarı yerine ulus istencini, bağnazlık yerine çağdaşlığı ve ulus devleti seçenlerin kurduğu bir rejimdir.
Türk insanı, Cumhuriyet'le teba olmaktan çıkıp yurttaş konumuna yükselmiş, devletin tek ve gerçek sahibi olmuştur. Ulus istenci, yönetimin kaynağı durumuna getirilmiş, egemenlik kayıtsız koşulsuz Türk Ulusu'na verilmiştir. 
Türk Aydınlanma Devrimi ile büyük bir düşünce değişimi gerçekleştirilmiş, çağdaş bir hukuk düzeni kurulmuş, hukuk dışılığa ve çağdışı kavramlara son verilmiş, toplumun yapısı uygar ilkelerle oluşturulmuştur.
Yüce Atatürk, "çağdaş-yurttaş, çağdaş-toplum, çağdaş-devlet" ülküsüne ulaşılmasını sağlayacak yapılanmaları özenle yaşama geçirmiştir.
Cumhuriyet yönetimi herkesi kucaklamış, yurttaşların tümünü eşit haklara sahip kılmıştır. Böylelikle, bireyin özgürleşerek, haklarına kavuşmasının önü açılmış, temel hak ve özgürlükler güvenceye alınmış, herkese yönetime katılma hakkı tanınmış, toplumsal yaşama canlılık kazandırılmıştır. Kadının erkekle eşit duruma gelmesini, toplumsal ve kamusal yaşamda hak ettiği yeri almasını sağlayan Cumhuriyet'tir.
Haklarının ve sorumluluklarının bilincine vararak yurttaş olmanın erdemini yaşayan, çağdaş dünyanın kavram ve değerleriyle buluşan Türk insanı, ülkenin geleceğinde söz sahibi olmuş, yarınların biçimlenmesinde önemli rol üstlenmiştir. 
Cumhuriyet, bilgisizliğe, bağnazlığa, yobazlığa, yoksulluğa, çaresizliğe karşı verilen savaşımın adıdır. Yüce Önder'in deyişiyle, "Cumhuriyet, bilhassa kimsesizlerin kimsesidir."
Bir aydınlanma tasarımı olan Cumhuriyet, siyasal, toplumsal, hukuksal, kültürel ve ekonomik dönüşümlerin yolunu açmış, Türkiye çağdaş uygarlıkla bütünleşme yolunda övgüye değer atılımlar gerçekleştirmiştir.
Türk Devrimi, çağın getirdiği ve gerektirdiği koşulları toplum yararına yaşama geçiren, yapıldığı dönemle sınırlı kalmayan, süreklilik boyutu bulunan, yeni kazanımlarla ve ilk günkü bilinçle sürdürmemiz gereken bir çağdaşlaşma atılımıdır.
Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesi ve dayandığı ilkeler, çağdaş bir yaşam biçiminin de çerçevesini çizmektedir. Cumhuriyet, gücünü ulus istencinden almış, demokrasinin kurum ve kurallarıyla yaşama geçirilebilmesini olanaklı kılmıştır.
Hedefini çağdaş uygarlık düzeyine ulaşmak ve onu aşmak biçiminde ortaya koyan Türkiye Cumhuriyeti, Atatürk'ün başlattığı, demokrasiye geçişi de içeren yapısal dönüşüm sürecinin temeline lâiklik ilkesini yerleştirmiştir. 
Lâiklik ilkesinin benimsenmesi, din ve dünya işlerini ayırarak toplumu ve devleti çağdaş bir kimliğe kavuşturmuş, özgürlükler ve demokrasi güvenceye alınmıştır. Siyasal rejimle birlikte, hukuk ve eğitim sistemleri de lâikleştirilmiştir. Yurttaşlarımız, lâik rejim sayesinde inancını özgürce yaşamaktadır. 
Türkiye, ulus egemenliğine dayanan, lâik ve demokratik bir Cumhuriyet'tir. Türkiye'nin çağdaş dünyayla bütünleşme kararlılığının göstergesi olan bu yapı, geride kalan 83 yılda toplumsal barışın ve huzurun kaynağı olmuş, ülkemizi her alanda güçlü kılmış, dünyada saygınlık kazandırmıştır.
Türk Devrimi'ne yönelebilecek tehditlere karşı, her zaman ve her dönemde dikkatli ve uyanık olunması zorunludur. Bu konuda gösterilebilecek zayıflık, Türkiye Cumhuriyeti'nin dayandığı değerlere ters düşecek, bilinçli ve planlı tehditlerin süreklilik kazanması sonucunu doğuracaktır. 
Yüce Atatürk, "Arkadaşlar, efendiler ve ey millet, iyi biliniz ki, Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler, meczuplar memleketi olamaz. En doğru, en hakiki tarikat, medeniyet tarikatıdır" sözüyle izlenmesi gereken yolu göstermiştir.
Bu yoldaki ışığın, Cumhuriyet rejiminin temelini de oluşturan, akıl ve bilim olduğu da Yüce Önder'in şu sözünde açıkça vurgulanmıştır:
"Ben, manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır."
Cumhuriyet ile barışık olmayan kimi oluşumların, çağdaş Türkiye görüntüsüyle örtüşmediği ortadadır. Devrim yasalarına göre kapatılması gereken bu oluşumların, eğitim başta olmak üzere etkinlik alanlarını genişletme çabası içine girdikleri gözlenmektedir. 
Bu oluşumların güç toplama, egemenlik kurma, bireyi kendi yanlışlarına ortak etme, yurttaşlık duygusundan uzaklaştırma, hurafelere dayanan, dinin gerekleriyle örtüşmeyen simgesel kurallar ortaya koyma gibi çalışmalar yürütmesi kabul edilemez. Bununla birlikte, bu oluşumların sivil toplum örgütleri olarak sunulması da, iyiniyetten yoksun girişimlerdir. 
Toplumu gerecek inanan-inanmayan ayrımından, dinin kötüye kullanılmasına neden olacak tutum ve davranışlardan özenle kaçınılmalıdır. Din, siyasete alet edilmemesi gereken kutsal bir olgudur. 
Dindarlarla, kutsal din duygularını kötüye kullanmak isteyenler iyi ayırt edilmelidir. Kendi hedeflerine ulaşmak adına halkın din duygularını, dince kutsal saydığı değerleri kötüye kullanmaya kalkanlara yanıtı yine halkımız verecektir. Türkiye hiçbir zaman çağdışı bir ülke olmamıştır ve olmayacaktır. 
Bunun için, eğitim ve öğretimin, Atatürk ilke ve devrimleri doğrultusunda oluşturulan çağdaş bilim ve eğitim ölçütlerini temel alan yapısı korunmalı, Öğretim Birliği ilkesine bağlı kalınarak, devletin gözetim ve denetimi altında yapılmasına önem verilmelidir. 
Atatürk ilke ve devrimlerini özümsemiş, Cumhuriyet'in çok yönlü kazanımlarının, hak ve sorumluluklarının bilincinde olan, üretken ve çağın gerektirdiği beceri ve bilgilerle donatılmış, demokrasiden ödün vermeyen, sağlam değer yargılarını benimseyen bireyler, toplumsal gelişmenin öncüsü olacaktır. 

İçten ve dıştan gelen gerici, bölücü ve yıkıcı tehlikelere karşı Ulusumuz, her zaman Atatürk Cumhuriyeti'ni korumuş ve ona sahip çıkmıştır. 
Hiçbir kötü emel, Türkiye Cumhuriyeti'ne zarar veremeyecek, yüreği Atatürk inancı ve yurt sevgisiyle dolu Türk Ulusu'nun gücü ve istenci karşısında tutunamayacaktır. 

Ülkemizin çağdaş dünyada saygın konuma yükselmesi, Atatürk ve O'nun kurduğu Cumhuriyet rejimi sayesinde başarılmıştır. 
Cumhuriyet'in, yeni eserlerle yüceltilmesi, değiştirilemez nitelikleriyle korunması ve yaşatılması, varlığımızın sonsuza kadar sürdürülebilmesinin en önemli güvencesidir.
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti'ni kurarken, rejimin geriye dönüşünü engelleyecek anayasal ilkeleri ve kurumları da oluşturmuştur. Türkiye Cumhuriyeti'nin kazanımlarından, ilkelerinden ödün vermesi düşünülemez.
Cumhuriyet'in devrimci ve aydınlanmacı ruhunu ilk günkü coşkuyla sürdürmek zorundayız. Bu, Cumhuriyet'i kuran Atatürk ve dava arkadaşlarına, bu uğurda büyük bedeller ödeyen Ulusumuza karşı borcumuzdur.
Cumhuriyet'i yaşatmak, toplumun tüm kesimlerinin, yöneteni ve yönetileniyle herkesin sorumluluklarını, hiçbir kuşkuya yer bırakmadan yerine getirmesiyle başarılabilecek bir amaçtır. 
Atatürk'ün izinden yürümeye, Cumhuriyet'i yaşatmaya ant içmiş, ilke ve devrimlerini, çağdaş yaşamı gönülden benimsemiş, Cumhuriyet'in sağladığı kazanımların bilincinde olan Türk Ulusu, genci ve yaşlısıyla Türkiye'nin aydınlık ve mutlu yarınlara ulaşması konusundaki en büyük güvencemizdir. 
Sözlerimi Yüce Atatürk'ün eşsiz sözlerini bir kez daha anımsatarak bitirmek istiyorum:
"Ey yükselen yeni nesil, istikbal sizindir. Cumhuriyet'i biz kurduk, O'nu yükseltecek ve sürdürecek sizlersiniz."
"Ey Türk gençliği, birinci vazifen Türk istiklalini ve Türk Cumhuriyetini ilelebet muhafaza ve müdafaa etmektir... Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur."

rn


Bu duygu ve düşüncelerle, tüm yurttaşlarımızın Cumhuriyet Bayramı'nı kutluyor, herkese esenlikler diliyorum."dedi