Yükleniyor
Genel Merkez

Haber

İLKE ve AMAÇLARIMIZ ...

21 May 2014 · İZMİR 2 NOLU ŞUBE

İLKE ve AMAÇLARIMIZ ...

İLKE VE AMAÇLARIMIZ
• Atatürk’ün önderliğinde kurulan Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığını, egemenliğini, ulus ve ülke bütünlüğünü, laik düzeni, demokratikleşme ve ulusal çıkarları korumak, sonsuza kadar yaşatmak için elinden gelen her türlü çabayı gösterir ve bunun için mücadele eder.
• Din, dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasi düşünce, felsefi inanç, mezhep, engelli ve meslek farkı gözetmeksizin bütün üyeler arasında, amaçları doğrultusunda birlik ve dayanışmayı geliştirmeyi, çevre ve ekolojik yapıyı korumayı amaçlar.
• Emperyalizmin ezilen dünya ülkeleri üzerindeki askeri ve kültürel egemenliğine karşı mücadele eder.
• Ulusal devletlerin, emperyalizme karşı haklı mücadelelerinin yanında olur.
• Tüm çalışanların siyaset yapma hakkını savunur. Sendika karar alma ve uygulama süreçlerinde siyasi parti ve kurumlardan emir ve talimat almaz.
• Bağımsız, demokratik sınıf ve kitle sendikacılığını savunur.
• Üyelerine yönelik baskıya ve sömürüye karşı mücadele eder.
• Çalışma hakkı ve iş güvencesinin sendikal hak ve özgürlüklerin, grevli toplu sözleşme hakkının eksiksiz tanınması için mücadele eder.


DEĞERLİ KAMU EMEKÇİLERİ

Siyasi iktidar 12 yıllık iktidarı boyunca; Başta Cumhuriyetimizin kazanımları olmak üzere, emekten ve demokrasiden yana olanlara karşı, topyekun bir saldırı politikası sürdürmüş, devlet yapılanmasında irticacı kadrolaşmayı tamamlamış, tarikatların toplumda örgütlenip güçlenmesini sağlamış, ülkemizde Laik-Demokrat-Yurtsever güçlere savaş açmış, bir CİA Operasyonu olan Ergenekon, Balyoz, v.b. davalarla ile yurtseverleri Silivri’ye, Hasdal’a tıkmış, halkımızın dini duygularını sömürerek toplumu Ortaçağ karanlığına sürükleyen politikalarını adım adım uygulayarak bugüne gelmişlerdir. Türbanı, sarığı, cübbeyi kamucul hayatımızın her kesimine adım adım sokarak ülkemizi, Afganistan, Suudi Arabistan, İran vb. ülkelere benzetme yarışına girmiş durumdadırlar. Bugün bütün bu hak ve özgürlükleri ayaklar altına almışlardır.
Ülkemizin içinde bulunduğu bu durum, bugün kamu emekçileri olarak bizlerin de yoğun bir saldırı ile karşı karşıya olduğunu netçe gösteriyor. Ama bütün bu saldırılara mevcut sendikalar yeterince karşı duruş örgütleyememektedir. Bu durumun ana sebeplerinden biri sendikal örgütlenmede sendikaların sürekli, sürece müdahale edici, geniş, kapsamlı, somut, sınıf temelli, gerektiğinde doğru taktikler geliştirebilen, üyeleri tarafından netçe anlaşılmış ve içselleştirilmiş, açık ve net örgütlenme stratejilerinin dolayısıyla da politikalarının olmayışı; var olanların da tüzük ve programlarından yaşama geçip ete kemiğe bürünememeleridir.
Diğer önemli nedenlerden biri de sendikalara sürekli siyasi parti misyonu yüklenmesi, yönetimlerde olan anlayışların kendi grup’larının ve grupçuk partilerinin yapamadığı siyasi görevleri sendikalar üzerinden yapmaya kalkmalarıdır.
Yine Türkiye’yi parçalama projesinin ‘akilliğine’ soyunup, kamu emekçilerinin taleplerine sırtını dönen ve grevli toplusözleşmeli sendika mücadelesini rafa kaldıran, kamu emekçilerini yüzde 3+3 zamma mahkum eden yandaş sendikacıların bu aymazlığını sadece izlemekle yetinmiş, kamu emekçilerinin yoksulluk sınırın altında bir yaşama mahkum edilmesine seyirci kalmıştır.
Kuvva-i Milliye ruhu ile def ettiğimiz Sevr’i, BOP ile tekrar dayatan ABD ve AB Emperyalizmi, etnik ve dinsel kimlikler üzerinden toplumu ayrıştırmaya çalışmaktadır. Emperyalizme karşı birlikte mücadele eden, Türk ve Kürt Halkı bugün aynı politikalarla ayrıştırmaya çalışılmaktadır.
Cumhuriyetimizin değer ve kazanımlarına yapılan saldırılara, en başta, emek örgütleri karşı duruş sergilemesi gerekirken, emek örgütü olduklarını iddia edenler ne yazık ki Cumhuriyetimizin yıkım projesine ortak olmaktadırlar.
1980 sonrası emperyalist saldırılar sonucunda tüm ezilen ve sömürülen halkımız gibi Kamu Emekçileri de, iş güvenliği, çalışma koşulları ve yaşam standartları açısından önemli oranda hak kayıplarına uğramış, son on iki yıldır da siyasi iktidarın saldırı politikaları ile 657 Sayılı DMK.’nun içi boşaltılarak esnek, performansa dayalı sistemlerle örgütsüz, rekabetçi, emek gaspının yaşandığı çalışma koşulları Kamu Çalışanlarına dayatılmaktadır.
12 Eylül 2010 Anayasa referandumunda sözde Toplu Sözleşme yalanı ile mevcut kazanımların gerisinde, Grevsiz bir görüşmeye yandaş sendikalar ile mahkum edilmiştir.
Yukarıda ifade ettiğimiz koşullardan çıkış için, sınıf ve ulus bilinci ile mücadele anlayışını ilke edinmiş, gönül ve fikir birlikteliği olan, Tüm Bel-Sen den ayrılan Sendikal Birlik Gurubu ve Yerel İş Sendikası olarak ortak kurduğumuz TÜM YEREL-SEN, emperyalizme karşı ilk kurtuluş savaşımızla kurulan Cumhuriyetimize karşı son darbenin indirilmeye, toplumumuzun etnik, dinsel, mezhepsel kimliklerle ayrıştırılmaya çalışıldığı ve bu projenin komşu devletlerde büyük kanlı boğazlaşmalarla devam ettiği koşullarda, emek mücadelesini doğru ilke ve politikalarla yürütme amacıyla kurulmuştur.
Bugün içinde yaşadığımız koşullardan çıkış ve kamu emekçilerinin mücadelesinin yeniden yükseltilmesi için, yerel yönetimlerde çalışan tüm kamu emekçilerini sendikamızda örgütlenmeye ve mücadele davet ediyoruz.

GREVLİ- TOPLU SÖZLEŞMELİ SENDİKA HAKKIMIZI KULLANMAK İÇİN!
İŞİMİZE, EMEĞİMİZE, ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAK İÇİN!
YAŞASIN TÜM YEREL-SEN!
TÜM YEREL-SEN
Tüm Yerel Yönetim Çalışanları Sendikası