DOĞAN KOÇ
rn22.10.2013
rnAKP hükümeti 11 yıllık iktidarı boyunca; Başta Cumhuriyetimizin kazanımları olmak üzere, emekten ve demokrasiden yana olanlara karşı, top yekun bir saldırı politikası sürdürmüş, devlet yapılanmasında irticacı kadrolaşmayı tamamlamış, tarikatların toplumda örgütlenip güçlenmesini sağlamış, ülkemizde Laik-Demokrat-Vatansever güçlere savaş açmış, halkımızın dini duygularını sömürerek toplumu Ortaçağ karanlığına sürükleyen politikalarını adım adım uygulayarak bugüne gelmişlerdir. Bugün bütün bu hak ve özgürlükleri ayaklar altına almışlardır. Ülkemizin içinde bulunduğu bu durum, kamu emekçileri olarak bizlerin de yoğun bir saldırı ile karşı karşıya olduğunu netçe gösteriyor. Ama bütün bu saldırılara KESK, yeterince karşı duruş örgütleyememiştir. Bu durumun ana sebeplerinden biri sendikal örgütlenmede sendikaların sürekli, sürece müdahale edici, geniş, kapsamlı, somut, sınıf temelli, gerektiğinde doğru taktikler geliştirebilen, üyeleri tarafından netçe anlaşılmış ve içselleştirilmiş, açık ve net örgütlenme stratejilerinin dolayısıyla da politikalarının olmayışıdır; Var olanların da tüzük ve programlarından yaşama geçip ete kemiğe bürünememiştir. Diğer önemli nedenlerden biri de sendikalara sürekli siyasi parti misyonu yüklenmesi, yönetimlerde olan anlayışların kendi grup’larının ve grupçuk partilerinin yapamadığı siyasi görevleri KESK üzerinden yapmaya kalkmalarıdır. Birinci Kuvaimilliye’yle parçalayıp defettiğimiz Sevr’i günümüzde tekrar dayatan ABD ve AB Emperyalizmi, Büyük Ortadoğu Projesine ulaşmak için diğer saldırılarının yanı sıra, Şovenizmi de körüklemektedir. Ülkemizin kanayan yarası Kürt sorununa da el atmıştır, Emperyalizm. Kendi Emperyalist çıkarlarına çözümler üretmek amacıyla yıllardır bir arada yaşayan Türk ve Kürt halkının arasını açmak için her türlü aşağılık oyuna başvurmaktadır. Son günlerde siyasi gündemin önüne geçen ve adına çözüm, barış denilen olay Emperyalist çözümdür. Çözüm dedikleri Başta Kürt halkı olmak üzere Bölge halklarına kandan gözyaşından başka bir şey getirmeyecektir. KESK’in mücadele tarihin de, hep ezilen ve sömürülen halklardan yana olması gerekirken, KESK emperyalistlerin güdümündeki bir plan ve projenin içerisinde yer almıştır. KESK, olmazsa olmaz ilkeleri olan; anti-emperyalist olma, anti-feodal olma ve anti-şovenist olma özelliğinden tamamen uzaklaştırılmıştır. AKP iktidarının, Konfederasyonumuz KESK’e ve bağlı sendikalarına, yöneticilerine, üyelerine karşı uyguladığı her türlü baskı sürgün ve tutuklamaların şiddetlendiği bu dönemde, AKP faşizmine karşı duruşumuzun yükseltilmesi gerekirken, KESK Genel Başkanı Lami ÖZGEN “Akil Adamlar” listesinde yer almıştır. Bunu doğru bulmamız ve onaylamamız mümkün değildir. Bununla ilgili tepkimizi sendikamızda defalarca dile getirmemize rağmen, KESK Genel Başkanı “Akil Adam” listesinden çekilmemiş ve üyelerine özeleştiri vermemiştir. Ayrıca KESK yönetimi de Lami ÖZGEN’in “akil adam” olması ile ilgili bir açıklama yapmayarak ve tavır takınmayarak bu suça ortak olmuştur. Yine, 22 Temmuz 2013 tarihinde Kürt Ulusal Kongresi hazırlık toplantısına KESK Diyarbakır Şubeler Platformu adına Kasım BİRTEK de katılmıştır. KESK gibi sınıfsal içerikli bir sendikanın sınır aşan Kürt devleti oluşturmayı amaçlayan bir kongre de ne işi var? KESK gibi bir kamu emekçileri örgütünün bu tür toplantılara katılmasını uygun bulmuyoruz. KESK, AKP ye sözde karşı olmasına rağmen, aslında ortak gibi hareket etmektedir. Daha önce de 12 Eylül 2010 yılında yapılan Anayasa Referandum’unda KESK, güya üyelerini tarafsız bıraktığını açıklamış. Ancak KESK ve Genel Başkanı ‘yetmez ama EVET’çi’ bir tutum takınarak, AKP iktidarına destek olmuşlardı. KESK, mücadele tarihinden, geleneklerinden, ilkelerinden hızla uzaklaşmıştır. KESK içerisinde kendilerine “Yurtsever Memurlar” denilen hareket KESK Genel Başkanının bu girişimini desteklemiş ve KESK içerisinde ki yegane varlıkları, mücadeleleri bu eksende olmuştur. Ne yazık ki Sendikamız bir emek örgütü olmaktan çıkarılmış, bu siyasi anlayışın uydusu durumuna getirilmiştir. Yıllardır KESK içinde, Kamu Çalışanlarının, Sosyal-Kültürel-Ekonomik ve Özlük Haklarının iyileştirilmesi, elde edilen kazanımlara yenilerinin eklenmesi, bu alanlarda gerekli eğitim ve bilgilendirmelerin yapılması, kullanılan dilin, anlayışın ortak ve tüm çalışanları kapsaması, ifade etmesi, kısaca her üyenin kendini bulabildiği ve odağında sendikal amaç olması için mücadele ettik. Ancak bu konuda mücadele etmemize rağmen, KESK’i Kürt Sorunu endeksli politika ve projelerden alıkoyamamış, aksine her geçen gün bu odak ekseninde yoğunlaşmıştır. Bu da KESK’i daraltmış. Başka anlayışların kendini ifade etme olanağını ortadan kaldırılmıştır. Bu nedenle; KESK, tüm kamu çalışanlarının haklarını savunması gereken noktayı ve anlayışı terk ettiği için, KESK, tüm düşünceleri ifade eden noktadan uzaklaştığı için, KESK, kamu emekçilerinin sorunlarını zamanında saptayıp, yerinde çözüm üretme yeteneğini yitirdiği için, KESK, alanları terk edip, içine kapanan kapalı sendikacılık yaptığı için, KESK, üyelerinin düşünce ve önerileri doğrultusunda eylem ve politikalar üretmediği için, KESK, üyelerine kulaklarını tıkadığı için, KESK, ülkemizde haklı talepler doğrultusunda gelişen toplumsal olaylara duyarsız kaldığı için, KESK, Genel Başkanı, hem KCK davasından hüküm giyip sonradan akil adamlık yaptığı için, KESK, Ulusal Kürt Kongresi hazırlık toplantısına üye gönderdiği ve önümüzdeki toplantıya delege düzeyinde katılımcı olarak katılmayı planladığı için, KESK, ülkemizin Ulusal çıkarlarını savunmaktan yoksun olduğu için, KESK, bölgesel şovenizm ve ırkçılığın yandaşı olmaya başladığı için, KESK, belli bir siyasi anlayışın çıkarları için, emperyalizme karşı duruşunu kaybettiği için, Biz Yerel Yönetim İş Kolunda Çalışanlar olarak; 1990 yılında kurduğumuz ve bu güne kadar içinde mücadele ettiğimiz, ancak artık içinde kendimizi ifade etme olanağı bulamadığımız için, KESK’ e bağlı Tüm Bel-Sen den ayrılarak; Başta iş kolumuzda olmak üzere tüm çalışanların sorumlarını göğüsleyerek ve çözmeyi amaçlayan, Ülkemizin bağımsızlığını, egemenliğini, bütünlüğünü, laik, sosyal, hukuk sistemini benimseyen, Yurt ta Barış, Dünyada Barış felsefesini ilke edinen, İnsan haklarına bağlı, kişi hak ve özgürlüklerini savunan, Tüm çalışanların sorunlarının çözümünü hedefleyen, çalışanların özlük, sosyal, ekonomik, kültürel, haklarını savunan, Üyesi ile barışık, hoşgörülü, dinleyen, anlayan, çözüm üreten yepyeni bir hayatı amaç edinen, TÜM YEREL SEN de örgütleniyoruz. Ülkemizi içinde bulunduğu bu karanlık dönemden kurtarmak için bu değerlere sahip çıkan kamu emekçilerinin, omuz omuza mücadele etmesi gerekmektedir.
rnBunun için de; tüm kamu emekçisi dostlarımızı, TÜM YEREL-SEN’ de örgütlemeye, birlikte mücadeleye davet ediyoruz. Ancak o zaman ezilen ve sömürülen halkımızı uyandırabilir ve örgütleyebiliriz. Ancak o zaman ABD ve AB emperyalizmini bozguna uğratabiliriz. Ancak o zaman, ekonomik ve demokratik haklarımıza kavuşabiliriz.