Haber
Birleşik Kamu İş 6 Yaşında…
KONFEDERASYONUMUZUN GENEL BAŞKANI İSMAİL TUTOĞLU'NUN MESAJI
rnrn
Sevgili mücadele arkadaşlarım!
rnEmek ve demokrasi mücadelesinde büyük umutlarla kurduğumuz ve bir fidan gibi her geçen gün gelişip serpildiğine tanık olduğumuz Birleşik Kamu-İş Konfederasyonumuzun kuruluş yıldönümünde aynı inanç ve irademizin sağlamlığı ile kamu emekçilerinin umudu olma özelliği kendisini hissettirmektedir.
rnŞahsım, konfederasyon yönetim kurulu üyelerimiz, konfederasyonumuza bağlı Eğitim-İş, Büro-İş, Tüm Yerel Sen, Kültür Sanat-İş, Tarım Orman-İş, Ulaşım-İş , Genel Sağlık-İş Enerji İş Sendikalarımız ile kuruluşunda son aşamaya geldiğimiz Tapu Çevre ve Yol İş sendikamızın kurucuları adına da hepinize saygılar sunuyorum.
rnBugün büyük bir minnet ve bağlılıkla üzerinde yaşadığımız vatan topraklarında tarih boyunca çok büyük medeniyetler, kültürler, topluluklar, kuruluşlar ve şahsiyetler yaşadı. Zaman içinde tarih hepsini yargıladı. İnsanlık tarihi bunlardan güçlü olanı değil, doğru olanı, zalim olanı değil, zulme karşı olanı, haklı olanı değil, haksızlığa başkaldıranı akladı.
rnBu topraklarda bugün yaşayanları da insanlık tarihi yargılamaya devam ediyor. Hükmünü açıkladığında hiç kuşkumuz yok ki Birleşik Kamu-İş ailesi o sayfalarda alnının akıyla yerini alacaktır. Ama birçokları asla bugün yaptıklarının hesabını veremeyecektir.
rnDeğerli Arkadaşlarım,
rnDünyanın ve ülkemizin içinde bulunduğu durum hepimizin malumudur. Bu durumu Mustafa Kemal Atatürk onlarca yıl önce “En büyük düşman, düşmanların düşmanı, ne falan ne de filan milletler; bilakis bu, adeta her tarafı kaplamış ve bir saltanat halinde bütün Dünya’ya hâkim olan, kapitalizm afeti ve onun çocuğu olan emperyalizmdir.” diyerek özetlemiştir.
rnOnlarca yıl önce yapılan bu tespit hala geçerliliğini korumaktadır. Demek ki aradan geçen zaman içinde bizlerin eksik bıraktığı, aydınlanma devrimini tamamlayamadığımız birçok husus bulunmaktadır.
rnEmek mücadelesini, ülke mücadelesinden ayrı düşünmek, sendikal mücadelenin önem, anlam ve değerini kavrayamamış olmak demektir.
rnEmperyalizmin hedefi topraklarımız, kaynaklarımız, halkımız, emeğimiz ve özgürlüğümüzdür; ülkemizi ve halkımızı sömürgeleştirmektir.
rnUlusal devlete saldırı, emeğe saldırı, emeğe saldırı, ulusal devlete saldırıdır.
rnKüresel emperyalizm ve vahşi kapitalizm, karşısında en büyük engel olarak ulusal devleti görmektedir.
rnSömürgeciliğe, işgale ve sermayenin dolaşımına en büyük engel, ulus devlettir.
rnEmperyalizm ve kapitalizmin temel taktik ve stratejik hedefi, kendi işgalci ordularını ve sermaye güçlerini birleştirerek ve saldırarak, ulusal devletleri ve emek güçlerini ayrıştırmak, parçalamak, kontrol altına almak böylece sömürmek, köleleştirmek, istediğini rahatça yapmaktır.
rnUlus aşırı sermaye ve emperyalist güçlerin, neoliberal politikalarla, vatanımızı, ulus devletimizi, Atatürk’ümüzü, ilke ve devrimlerimizi, cumhuriyetimizi, cumhuriyetimizin kuruluş felsefesini hedef almaları rastlantısal değildir.
rnBu doğrultuda, ülkemizi bölmeye, ulusal devletin tartışılır hale getirilmesine, Cumhuriyetimizin önüne engeller çıkartmaya, Cumhuriyet kazanımlarının ortadan kaldırılmasına çalışırken, sendikal haklara saldırmaya, sendikal hakların kullanımının engellenmesine, sendikasızlaştırmaya, emek güçlerinin ayrıştırılmasına yoğun dikkat, özen ve önem göstermekte, enerji ve çaba harcamaktadırlar.
rnBu saldırılar geleceğimize yönelik saldırılardır.
rnAmaç, ülkemizi etnik, dini, ekonomik, ideolojik vb. bölerek yok etmektir.
rnÜlkemizin bağımsızlığını ortadan kaldırmaktır.
rnTürkiye, bu amaç uğruna emperyalist güçlerce, yurt içindeki taşeron işbirlikçileriyle, kavram kargaşasıyla Büyük Ortadoğu Projesi adı altında emperyalist projelerle, emperyalist bir savaşın içine çekilerek, Türk ulusal devleti ortadan kaldırılarak ve ulusal kimliğimiz yok edilerek, mikro milliyetçilik ve ırkçılık teşvik edilerek, parçalanmaya ve ortadan kaldırılmaya çalışılmaktadır. Yine bu bağlamda Birleşik Kamu-İş olarak Türk Ulusu kavramının asla etnik bir kimliğe işaret etmediğini, ülkemizde yaşayan tüm kültürlerin bu kavramın bir parçasını oluşturduğunu düşünüyoruz.
rnHer yurttaşımızın kendi kültürünü, inancını yaşamaya, ana dilini öğrenmeye ve kullanmaya hakkı olduğunu ve hukukumuzun bunun garantisi olması gerektiğini düşünüyoruz. Ancak, Türk ulusu kavramının içinin boşaltılarak, etnik milliyetçilik temelli ve emperyalizmin bir oyunu olan bölünme senaryolarına konfederasyon olarak tüm gücümüzle karşı koyacağımızın da bilinmesini isteriz.
rnBiz Birleşik Kamu-İş olarak ana dilde eğitimle, ana dilini öğrenme hakkının farklı olduğunu düşünüyoruz. Sosyal devlet olmanın bir gereği olan kamusal hizmet sunumlarının bir bir piyasaya terkedilerek ortadan kaldırılmaya çalışıldığı bir ortamda çok dilli kamusal hizmet talebinin ülkemizin bölünme çabalarına hizmet edeceğinin farkında olarak, bu iki çelişkiyi ülkemize empoze eden güç odaklarının aynı olduğu konusunda kamuoyunu uyarmak istiyoruz.
rnÜlkemizde 30 yılı aşkındır süren silahlı terör eylemlerinin ve terör örgütünün meşrulaştırılma çabalarını asla kabul etmiyoruz. Elbette sorunların barışçıl yollarla çözülmesi en temel talebimizdir. Terörden en büyük zararı gören kesimlerden birisi de emekçilerdir. Kamu görevlileridir. Biz silahlı çatışmadan yana değiliz. Ancak terörün taleplerine, kültürel, ekonomik, bölgesel, siyasal talep ve sorunlarla iç içe geçirilerek çözüm üretilmesi mümkün değildir.
rnDoğu ve Güneydoğu Anadolu bölgesinde kalkınmışlık sorunu çözülmeden, feodal beylik düzenine son verilmeden bu sorunlar çözülmez
rnÜlkemizin tüm sorunlarının birlik beraberlik içinde eşitlik temelinde çözülebileceğini düşünüyoruz. Ağanın ve marabanın da Kürt olması buradaki sorunun etnik temelli olmadığını göstermektedir.
rnBarış, kardeşlik, demokrasi, hukuk, eşitlik ve özgürlük kavramları ülkemizde gerçek anlamını bulduğu, emeğin en yüce değer olarak görüldüğü, tam bağımsız bir ülke yaratıldığında sorunlarımızın da çözüldüğü görülecektir. Bu noktada Birleşik Kamu İş taraftır ve taraf olmaya da devam edecektir.
rnBugün bu hedeflerin çok uzağındayız. Çünkü;
rnBüyük Önderimiz Atatürk’ ün bizlere sunduğu “Yurtta Barış, Dünyada Barış!” ilkesi tersine çevrilerek “Yurtta Savaş, Dünyada Savaş!” olarak ulusumuza dayatılmaktadır. Komşularla sıfır sorun diye yola çıkanlar , hepsiyle sorunlu hale gelmiştir. Suriye ile savaş kapıdadır. El Kaide militanları ülkemizin içinde cirit atmakta güvenlik görevlilerimizi ve yurttaşlarımızı şehit etmektedirler.
rnEmperyalist ülkeler, AKP ve PKK gibi taşeronları aracılığıyla, özgürlük gibi tanımladıkları bölünmeyi şeytanın bile aklına gelmeyecek şekilde teşvik etmekte, bunun için tam mesai çalışmaktadırlar.
rnEmperyalizm kendi hedeflerini gerçekleştirmek için ülkedeki tüm kurum ve kuruluşların bozulması, güven ve itibar kaybetmesi için hamleler yapmaktadırlar.
rnHukuksuzluk hukuk olarak dayatılmakta, yargı kararlarını tanımama pervasızca halkın önünde ifade edilebilmektedir.
rnCumhuriyet tarihinin en şaibeli seçimi yapılmakta, seçim sonuçları üzerinden hırsızlık ve yolsuzluk iddialarının aklanabileceği algısı yaratılmaktadır. Aradan günler geçmesine rağmen kesin sonuçlar açıklanamamaktadır. Açıklanan sonuçlara da kimse inanmamaktadır.
rnBir yandan ülkenin geliştiği yönünde caka satılırken, ülke genelinde yaşanan elektrik kesintilerinin sebebi olarak kediler sorumlu gösterilebilmektedir.
rnPolise ve MİT’e geniş yetkilerle operasyon yapabilme gücü verilirken kendisine karşı operasyon yapıldığı iddiasıyla suçlu suçsuz tüm muhalifler susturulmaya çalışılmaktadır.
rnKendi yarattığı canavarı görmezden gelip ülkedeki tüm suçları paralel yapıya yükleyerek kendisinin sorumluluğunu gizlemeye çalışmaktadır.
rnDinci, ırkçı ve bölücü çetelerin devletin tüm kurumlarında etkin olmalarının önünü açan düzenlemelerini kendisinin yaptığını unutturmaya çalışarak devlette temizlik yapacağı iddiasına inanmamızı beklemektedir.
rnSosyal medaya ve iletişim araçları yasaklanmaya faşizme karşı mücadelenin önü kesilmeye çalışılmaktadır.
rnÖzelleştirme tam gaz devam etmekte, özelleştirilecek kurum ve kuruluş kalmamaktadır..
rnBu bağlamda, kamu çalışanlarının haklarını, ülke çıkarlarından ayrık düşünmek olanaksızdır.
rnEmperyalizm, ulus devlete saldırırken, ulus devletin en büyük ordularından biri olan emek güçlerini, emek örgütlerini parçalamadan, birbirine düşürmeden, yok etmeden bu işi gerçekleştiremeyeceğini bilmektedir ve bu yüzden stratejisinin bir parçası olan taktiksel saldırılarını emek ordusu üzerine yoğunlaştırmaktadır.
rnİçinde bulunduğumuz konjonktürde, emperyalizm ve turbo kapitalizm, köpeksiz köyde, değneksiz dolaşmaktadır.
rnÜlke ekonomisi çökmenin eşiğindedir.
rnGelir dağılımındaki adaletsizlikler, giderek artan yoksulluk ve yolsuzluk ülkemizin üzerine çökmüş karabasan gibidir.
rnEmekçileri iş güvencesinden yoksun bırakacak düzenlemeler torba yasalar içinde çıkarılmaktadır.
rnBaskı,şiddet, sürgün ve kayırmacılık emekçilerin geleceğini karartmaya artarak devam etmektedir.
rnAncak çare yok değildir.
rnVatanımız ve sınıfımız üzerindeki emperyalist, neoliberal saldırıyı püskürtmenin, hak ve çıkarlarımızı korumanın yegane koşulu, birlik içinde, tam bir eylemlilik halinde bulunmakta, ortak ses haline gelebilmekte saklıdır.
rnSınıfımızın ve ulusumuzun birliği, vatan, ulus, emek ve sınıf mücadelemizi birlikte yürütmek, mücadelemizi, işçi, kamu çalışanı,emekli ayırımı yapmaksızın diğer sendikalar ve halkımızla ortaklaştırmak başarımızın en önemli koşuludur.
rnNeoliberal saldırıya uğrayan diğer uluslar, çalışanlar ve sendikalarla ulusal ve uluslararası dayanışmayı sağlamak temel hedefimiz olmalıdır.
rnEmperyalizm ve vahşi kapitalizm karşısında tek başına başarıya ulaşmanın başka bir yolu mevcut değildir.
rnSınıf kimliği ile ulus kimliği bir arada değerlendirilmelidir.
rnBaşarı, üretimden ve tüketimden gelen gücümüzde, örgütlü mücadelemizde ve sınıfımızın ve ulusumuzun birliğinde saklıdır.
rnEmeğin güç olduğunun gösterilmesinin birliktelik dışında bir yolu mevcut değildir.
rnEmek mücadelesi sadece özlük hakları ile sınırlı değildir.
rnSendikal mücadele planlı, sistematik ve sürekli yürütülmesi gereken büyük bir yürüyüştür.
rnZulmün ve zorbalığın efendilerine karşı durmak, korku imparatorluğu ile mücadele etmek, ülkemizin tam bağımsızlığı, tam bağımsız bir dış politika izlenmesi, halkçı olmayan bütçe planlamalarının reddedilmesi,tüm halkımızın ve emekçilerimizin sesi olmaya devam etmek, sınıfımızın her sorununda yanında yer almak,
rnDemokrasiyi sendikamız, sınıfımız ve ülkemiz içinde egemen kılmak,
rnGörüşlerimizi yaymak,
rnEylemliliğimiz içinde hukuksal mücadelelerimizi sürdürmek,
rnYasal kazanımlar sağlamak,
rnİnsan hak ve özgürlükleri ile çalışma hayatına ilişkin uygun düzenlemelerin, hukuk düzeyinde tanınması, yasal kazanımlar sağlamak için mücadele etmek,
rnSendikal mücadelemizin temel ilke ve hedefleridir.
rnBirleşik Kamu-İş Konfederasyonu bugün 6. yaşında. Ancak çocuğumuz gibi doğurup büyüttüğümüz konfederasyonumuzun henüz 6 yaşında taze bir fidan olduğuna bakmayın. Bu gün burada da bir kez daha ifade etmeye çalıştığımız sendikal anlayışımız çok daha köklü, çok daha eski deneyimlere çeşitli ders çıkarmalara dayanıyor.
rnBirleşik Kamu-İş’e 6 yıl önce çok büyük bir ihtiyaç vardı ki kuruldu. Ama artık günümüzde vazgeçilmezdir. Bakın bu vazgeçilmezliğini 29 Ekim’de, 10 Kasım’da kanıtlamıştır. Cumhuriyet Bayramımızın kutlanmasına tam bir dikta faşizmi uygulamasıyla engel olmaya çalışan AKP hükümetine karşı çıkan ve işçi sınıfının bu anlamda namusunu kurtaran tek konfederasyon olmuştur. Onun içindir ki artık daha hızlı büyümesi, kitleselleşmesi ve daha etkin hale gelmesi gerekmektedir.
rnBunun için tüm dostlarımızdan, ilkelerimizi paylaşan tüm kişi ve kuruluşlardan destek istiyoruz ve bekliyoruz.
rnBirleşik Kamu-İş sendikal haklara ilişkin verdiği mücadeleyle de vazgeçilmezliğini kanıtlayacaktır. Çünkü Birleşik Kamu-İş sadece kamu çalışanlarının değil tüm işçi sınıfının haklarının bir bütün halinde korunup geliştirilmesi için çaba harcamaktadır.
rnKuruluş yıldönümümüzde ülkemizin dört bir tarafında bu ilkeler doğrultusunda mücadele eden tüm üyelerimize sevgilerimi saygılarımı sunuyorum.
rnYaşasın Türkiye Cumhuriyeti!
rnYaşasın sendikal mücadelemiz!
rnYaşasın Birleşik Kamu-İş…
rnrn
İsmail Tutoğlu
rnGenel Başkan